Bir çan sesiyle AFRİKA'NIN zirvesine tırmandım

Türkiye’nin ilk görme engelli dağcısı ve atleti Necdet Turhan “Beş Kıtada, Beş Maraton, Beş Zirve” projesi için Kilimanjaro’ya tırmandı. NTVMSNBC’ye konuşanTurhan, sadece dağcı arkadaşının çaldığı çan sesini takip ederek zirvelere ulaştığını söylüyor.  1957 yılında doğan Necdet Turhan 23 yaşında ...

Geri Dön

Türkiye’nin ilk görme engelli dağcısı ve atleti Necdet Turhan “Beş Kıtada, Beş Maraton, Beş Zirve” projesi için Kilimanjaro’ya tırmandı. NTVMSNBC’ye konuşanTurhan, sadece dağcı arkadaşının çaldığı çan sesini takip ederek zirvelere ulaştığını söylüyor.

 1957 yılında doğan Necdet Turhan 23 yaşında görme yeteneğini kaybetmiş. 1989 yılında girdiği Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde dağlara ve doğaya olan tutkusu onu dağcılık kulübüyle tanıştırmış. Dağcılık eğitimi sırasında kondisyon kazanmak için yaptığı koşularla bir süre sonra atletizme de gönül vermiş. Dağcılık ve atletizmde kendi kendine bulduğu yöntemlerle önemli bir yol kat etmiş. 2002 yılında katıldığı New York Maratonu ile “Beş Kıtada, Beş Maraton, Beş Zirve” projesini başlatan Necdet Turhan 9 Eylül’de ikinci zirve hedefi olan Afrika’daki Kilimanjaro tırmanışını tamamladı. Necdet Turhan, NTVMSNBC’ye dağcılık ve atletizme başlama öyküsünü ve “Beş Kıtada, Beş Maraton, Beş Zirve” projesini anlattı.

HER ŞEY ODTÜ’YÜ KAZANMAMLA BAŞLADIDağcılığa, teknik ve bilimsel anlamda ODTÜ yıllarımda başladım. Dağlara ve doğaya ilgi duyuyordum, okulun dağcılık kulubü olduğunu biliyordum. 1992 yılından itibaren ODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları Kolu’na devam ettim. İlk kez 1994 yılında Erciyes zirvesine tırmandım. Kaçkarlar’da kaybettiğimiz Dağcılık Federasyonu Başkanı Tayfun Tercan da benimle birlikteydi. Akabinde Beydağları tırmanışım oldu. Beydağları’nda üç kez Tahtalı Zirvesi’ne tırmandım. Kaçkar Dağları’na gittim ve Kaçkar buzuluna tırmandım. Ilgaz dağında da etkinliklerim oldu. Ankara Hüseyin Gazi, Niğde Aladağlar ve Bursa Narlıdere’de yaptığım üç kaya tırmanışım var. Ama hepsinden önemlisi 2002 yılındaki Ağrı zirve tırmanışımı yaptım. Ağrı tırmanışında yanımda Kilimanjaro’da olduğu gibi ODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları Kolu Antrenörü Nevzat Öntaş vardı.

TÜRKİYE’DE TEK SPORCU BENİM Görme engelli bir sporcu olarak Türkiye’de dillendirilmedi ama büyük olasılıkla dünyada hit olabilecek “Beş Kıtada, Beş Maraton, Beş Zirve” projesini sürdürüyorum. Bu projeyi gerçekleştiren dünyada ikinci bir görme engelli sporcu bilgisine ulaşmış değiliz. Dağcı görme engelliler var, maraton koşan görme engelliler var ama böyle bir projeyi gerçekleştiren önüne hedef olarak koymuş hem dağcılık yapan, hem maraton koşan başka birisi olduğu bilgisine sahip değilim. 2002 yılında ilk defa Görme Engelliler Spor Federasyonu tarafından New York Maratonu’na gönderilmiştim. Bu projeyi ilk kez orada vurgulamıştım, orada 42 kilometre koştum. Zaten dağcılık yapıyordum aynı yıl Temmuz ayında Ağrı Zirvesi’ne ulaşmıştım. Önüme böyle bir küresel proje koyabileceğimi düşündüm. Diğer kıtalarda da 5 dağa çıkmak, 5’te maraton koşmak anlamında proje kurgulandı ve projenin geldiği son nokta itibariyle beş kıtada beş maraton koştum maratonlar tamamlandı. Asya olarak Ağrı Dağı’na çıktım, Kilimanjaro’ya Afrika’nın çatısına tırmandım. Maratonlarımı da sıralıyacak olursam 2002 yılında New York Maratonu, 2004 yılında Atina Klasik, 2005 yılında Japonya’da Dünya Körler Maratonu, 2006 yılında Sydney Maratonu, 2007 yılındada Mısır Luksor Maratonunda koştum. Bu maratonları ortalama 3 saat 53 dakikalık derecelerle koştum. New York ve Japonya’da Dünya Körler Maratonu’nu koşarak iki kez milli oldum.

RİSKLİ VE ZOR BİR TIRMANIŞTIKilimanjaro’yu popüler bir dağ olması ve Ernest Hemingway’in Kilimanjaro’nun Karları kitabı nedeniyle önemsiyordum. 29 Ağustos-9 Eylül tarihlerinde tırmanışı gerçekleştırdik. Yanımda ODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları Antrenörü Nevzat Öntaş ve yerli mihmandarlarımız Ernest Minja ve David Moshi vardı. Bilhassa Nevzat
Öntaş’ın destek ve deneyimleriyle tırmanışlarımı gerçekleştirdim. Zorlu bir etap oldu. Kilimanjaro zirve tırmanışının ağırlıklı olarak patikalardan, kolay rotalardan oluştuğu söyleniyordu ama özellikle görme engelli bir tırmanıcı olarak öyle olmadığını anladım. 3 bin 950 metredeki Barranco kampı ile son kamp yeri olan 4 bin 600 metredeki Barafu etabının çok riskli bir etap olduğunu gördük. Bu kayalık alanda 9 saatlik tırmanış ve iniş yaptık. Bu etap beni bir hayli zorladı bize daha önceden söylendiği gibi değildi. Hiç dinlenemeden aynı gece yarısı saat 12’de zirve yönünde yola çıktık. Dinlenememekten, yüksek irtifa ve çok sert esen rüzgardan kaynaklı bazı sağlık problemlerim oldu. Fakat buna rağmen devam etmeyi tercih ettim. Biraz da risk aldım. Özellikle 5 bin metrenin üzerine çıktığımızda sağlık problemlerim biraz daha arttı. Yine de zirveye ulaşabileceğime inanıyordum. Zirvenin hemen eşiğine gelmişken geri dönmek istemedim. Nihayet 5 Eylül sabahı 08.05 sıralarında zirveye ulaştık. Rüzgar daha da artmıştı, o bölgedeki buzulların etkisiyle soğuk daha da artmıştı. Hemen fotoğraflarımızı çekip, görüntü alıp dönüşe geçtik. Ben aşağı indikçe toparladım. Son kamp yerimiz olan 4 bin 600 metredeki Barafu kampından ayrılıp 5 bin 895 metre olan Kilimanjaro Zirvesi’ne tırmanıp, tekrar Barafu kampına dönmemiz 12 saati buldu. Benim için çok ciddi bir etaptı. Barafu kampına vardıktan
sonra 3-4 saatlik dinlenmenin ardından kendime geldim.

ÇAN SESİ REHBERİM OLDUODTÜ yıllarımda deneme yanılma yöntemiyle bulduğum çan sesini izleme tekniğim var. Önümdeki arkadaşım David Moshi taşıdı çanımı. O pirinç çanı takip ediyorum ona konsantre oluyorum. Zaman zaman çevremi anlattırıp çevreme ilişkin bir takım fotoğrafları oluşturmaya çalışıyorum. Ağırlıklı olarak işin sırrı konsantre
olmamda, önümde giden ekip arkadaşımın çaldığı çan sesine adapte olabilirsem ve bir miktarda fotoğraflarımla destekleyebilirsem herhangi bir şey olmadan devam ediyorum. Kaya tırmanışları gerektiğinde de yukarıdan emniyetimi alıyorlar. Ben diğer tırmanıcıların yaptığı gibi emniyetle desteklenmiş bir şekilde kas gücümle tırmanıp kayaları çıkabiliyorum.

İMKANSIZLIK YÜZÜNDEN HASTALANDIMTırmanışa hazırlanırken, aerobik kapasiteyi arttırmak için uzun koşular yapmak gerekiyordu. Ben bu uzun koşuları hakkıyla yerine getirdim. Türkiye’de bahar döneminde üç tane yarı maratona Antalya, Tarsus ve Bursa Tarihi Kent Maratonları’na katıldım. Her hafta ortalama 45-50 kilometre koşarak bunu gerçekleştirdim.
Bunlar aerobik kapasitemi oluşturmak anlamında destekleyici şeylerdi. Ancak bir şeyi ihmal ettik. O da olanak yetersizliğinden yüksek irtifaya hazırlık anlamında 3500-4000 metrede kamp atmam gerekiyordu. Kamp atamadık, olanaklar itibariyle hayli amatör olanaklarla gittik. Yüksek irtifaya hazırlık anlamında kamp atamadığım için sağlık sorunlarımın oluştuğunu düşünüyorum.

DESTEĞE İHTİYACIMIZ VAR
Bundan sonra hedef olarak Alpler’in en yüksek noktası olan 4 bin 810 metre yüksekliğindeki Mont Blanc’ı düşündük. Ama biraz daha bu olayı, olanakları itibariyle amatörlükten çıkartmak gerekiyor. Türkiye’de naçizane görme engelli bir sporcu canını dişine takmış birşeyler yapmaya çalışıyor ama yeterli olanak bulamıyor.
Çalıştığım Nilüfer Belediyesi’nden aldığım destek bir hayli sınırlı yetmiyor. Bizim özel bir ekip olarak Kilimanjaro’ya gitmemiz gerekiyordu ama sınırlı bir bütçeyle gittiğimiz için özel bir ekip tesis edemedik. Yanımızda bir medya sponsoru götürmemiz gerekiyordu görüntüleri hakkıyla alıp kamuoyuna yansıtmak
için... Ama bunlar da olmadı. Yani projeyi düşünerek kucaklayan sponsorlarım yok.

DAĞCILIK ANTREMANLARIYLA ATLETİZME BAŞLADIMODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları Kulübü’ne gittiğim zaman antreman alt yapısı çok önemseniyordu. Yani atletizm anatremanlarına katılmayan kişiler dağlara götürülmüyorlardı. O yıllarda ben koşmaya başladım. Zaten dağcılık gibi atletizmi de nasıl yapacağımı bilmiyordum. Önce arkadaşın kolundan tutarak üniversite kampüsünde koşmaya başladık. Yıllar öyle geçti. Orada bir şeyler geliştirmeye çalıştım. Mesela dağda kullandığım çanı yanımda götürüp çanı arkadaşa verdim. Fakat riskler oluştu. Süreç içerisinde deneme yanılma ile bir ip tutma tekniği bulduk aramızda. Yanımda bir kılavuz sporcu oluyor. Antremanlar sırasında olsun, yarışlar sırasında olsun 40-50 santimlik bir ip tutuyoruz aramızda. O ipin koordinatlarıyla koşuyorum. Ben bunu deneme yanılma yoluyla buldum kimse bana söylemedi, kimse bana önermedi. Japonya’ya Dünya Körler Maratonu’na katıldım. Benim gibi yüzde yüz görme engelli olan diğer sporcularda kılavuz sporcuları ile aralarında ip tutarak bu işi yapıyorlar. Dağcılık anlamında da, atletizm anlamında da öykü ODTÜ’de başladı. Ama asıl motivasyon dağlardı, onun akabinde atletizm geldi. 2002 yılından itibarende düzenli yarışlara katılmaya başladım. Türkiyede katılmadığım uzun mesafe koşusu ve yarı maraton kalmadı.

YÜREĞİNDE HİSSETMEK BAŞARIYI GETİRİYOR“Dağa göz değil, yürek tırmanır” mesajı benim için çok önemli. “Yaşamı sevmek için yürek, başarmak için emek gerek” diyorum. Şunu anlatmaya çalıştım. İnsanlar yüreklerinde hissettiklerini başarabilirler. Sonuçta ben hiç görmüyorum. Hiç görmediğim halde inanç ile Kilimanjaro Zirvesi’ne ulaştım. Onu anlatmak istedim.Yaşamı
sevdikten sonra, yaşamı sevecek bir yüreğe sahip olduktan sonra, emek de verdikten sonra pek çok şeyin başarılabileceğini anlatmak istedim.

KİMSE TEBRiK ETMEDİ
“Beş Kıtada, Beş Maraton, Beş Zirve” projesiyle oluşturduğum hayat tarzını seviyorum. Benim toplumumuza vermek istediğim mesaj var. Engelimizin engel olmadığı yönünde... Engelli olmanın bir özür değil sınırları geliştirilebilir bir durum olduğu yönünde... Aslında bu sınırların genişletilmesi olayı engelsiz insanlar
içinde geçerli olabilir. Herkes sınırlarını genişletebilir. Yeter ki emek versinler. Ben bu projenin artık benden çıkıp Türkiye’nin bir sosyal projesi haline geldiğini düşünüyorum ve ilgi bekliyorum. Çok üzücü ama beş kıtada beş maraton koştum bir spordan sorumlu bir devlet görevlisi telefon açıp beni kutlamadı. Düşünün ben görme engelli bir spocu olarak göğsümde işte ay-yıldızla dünyanın beş kıtasında beş maraton koştum. Bayrağımızı dolaştırdım ama bir devlet görevlisi aramadı. Kimse bana telefon açıp “Başarmışsın, kutlarız” demedi. Belki iyi şeyler yapmak isteyen sporcuların kaderi bu.


GöKSEL DURUTUNA
NTV-MSNBC
http://www.ntvmsnbc.com/news/459194.asp
 01 Ekim 2008 Çarşamba